Zazaca Üzerine Notlar
Zazaca Üzerine Notlar[1]
Mesut Keskin[2]
Kısaltma ve semboller:
<: ’dan gelme
>: ’dan o şekle dönüşme
*: yeniden inşa (reconstructed)
Oİ: Orta İranca
Zaz.: Zazaca[3]
Zazacanın
fiziki, toplumsal ve tarihsel coğrafyası
Zazaca, Doğu Anadolu’nun
yukarı Fırat/Dicle havzasında, sayıları tam olarak bilinmemekle beraber 4 ile 6
milyon arası kişi tarafından konuşulan bir dildir. Anadolu dilleri arasında
Türkiye sınırları dışında yerli dil olarak konuşulmayan tek dil olduğu
söylenebilir. Sayısal açıdan Türkçe ve Kürtçeden sonra konuşulan üçüncü dildir.
Son elli yılda Türkiye metropollerine, son kırk yılda ise Avrupa’ya (özellikle
Almanya başta olmak üzere Hollanda, Avusturya, Fransa, İsviçre ve İsveç gibi
ülkelere) ekonomik ve politik nedenlerden ötürü gelen önemli sayıda Zazaca
konuşan ya da Zaza kökenli nüfus bulunmaktadır.[4]
Zazaca konuşulduğu bölgede
coğrafi bir bütünlük gösterir ve özellikle İç-Dersim (Tunceli), Bingöl, Elazığ,
Doğu-Erzincan ve Kuzey-Diyarbakır Zazacanın en yoğun konuşulduğu bölgelerdir.
Sivas’ın doğusunda bulunan Koçgiri ve Karabel bölgesi olarak da bilinen Kangal,
Zara, Ulaş, İmranlı, Divriği, Hafik ve Tokat’ın Almus, Gümüşhane’nin Kelkit ve
Şiran, Muş’un Varto, Erzurum’un Hınıs, Tekman, Çat, Aşkale, Adıyaman’ın Gerger,
Urfa’nın Siverek, Malatya’nın Pötürge ve Arapkir, Siirt’in Baykan, Bitlis’in
Mutki, Kayseri’nin Sarız, Aksaray, Kars’ın Selim ve Ardahan’ın Göle ilçesinde
de konuşulmaktadır. Bu yerleşim alanlarındaki komşu diller ağırlıklı olarak
Kürtçe[5]
(Kurmanci) ve Türkçedir. Eskiden hemen hemen tüm alanlarda konuşulan dil Ermenice
ve kısmen Süryaniceydi.
İnanç bakımından Koçgiri,
Dersim, Erzincan, Kuzey-Bingöl, Varto, Hınıs, Tekman, Çat, Sarız, Göle, Selim
gibi yerleşim alanlarındaki Zazalar Alevi inancına mensupken, geri kalan
bölgeler Sünni Zazalardan oluşur. Bu kesimden olup Elazığ, Bingöl merkez, Genç,
Solhan, Hani, Kulp, Lice, Ergani, Dicle, Eğil, Silvan, Hazro, Mutki, Baykan
gibi merkez yerleşim alanında Şafii, Maden’in bir kısmı, Çermik, Çüngüş,
Siverek, Gerger ve Aksaray’dakiler Hanefi diye ikiye ayrılır. Özellikle Alevi
Zazalarda yörenin eski inancından, adet ve töresinden, ziyaret ve evliyalar,
melaikeler kültünden birçok öğe korunup yeni inançla yoğrulmuştur. Günümüzde
önemi biraz azalmış olsa da Zazalarda aşiret sistemi de mevcuttur. Onun
dışında, Gerger’de anadili Zazaca olan Süryani ve Ermeni köyleri, Dersim’de yer
yer Ermeni aileler de bulunmaktadır.
Etniklik ve Adlandırmalar
Zaza dili üzerinde yapılan çalışmalar kısmen iyi
bir yol kat etmiştir. Ancak aynısı etnolojik araştırmalar için söylenemez. Etnolog Peter
Alford Andrews (1989) Türkiye’de Etnik Gruplar adlı çalışmasında Zazaları; Alevi Zaza ve Sünni Zaza olarak ayırmakta ve Kürtlerden ayrı bir etnik grup olarak
değerlendirmektedir.
Zazalar, birçok kaynakta Kürt olarak nitelendirilirken
kimi kaynaklarda da Türk oldukları iddia edilmektedir. Ancak Zazaları bağımsız
bir etnik grup olarak değerlendiren iki doktora tezinin yanısıra birçok yükses lisans tezi ve
bilimsel makale bulunmaktadır: Kazım Aktaş (1999), Hüseyin Çağlayan (1995), Kahraman
Gündüzkanat (1997), Krisztina Kehl-Bodrogi (1998), Selahattin Tahta (2002),
Hülya Taşçı (2006), Gülsün Fırat (2010: 139), Eberhard Werner (2012, 2017), Esther
Schulz-Goldstein (2013), Zeynep Arslan (2016) ve Maria Philipp (2017).
Zazaların kendilerini ve dillerini tanımlamaları bölgeden bölgeye farklılık
gösterir. Kendini tanımlama şekli aslen ulusal olmayıp, etnik
veya dini niteliktedir. Koçgiri yöresindekiler kendilerini genelde Zaza, dillerini Zazaki diye tanımlarken, eski kuşakta Ma “biz” ve Zonê Ma “dilimiz”
tanımlaması da vardır. Bugünkü anlamda Dersim (Mamekiye, Tunceli), Erzincan ve
Bingöl’ün Yayladere ve Yedisu bölgesindeki Alevi Zazalar kendilerini Kırmanc diye tanımlarken, dillerini Kırmancki, eski kuşakta “Dımılki” de
bilinmekle, komşu bölgelerdeki Sünni Zazaları Zaza, Sünni Kürtleri Khurr,
Alevi Kürtleri Kırdas, Kürtçeyi Kırdaski olarak bilir.[6]
Dersim’deki Alevi Kürtler Alevi Zazaları Lacek „oğlan“ veya Dêsman „Dersimliler“, dillerini de Dêsımki
veya Dımıli diye tanımlar. Bingöl’ün
Kiğı, Adaklı, Karlıova ve Varto, Hınıs, Tekman gibi bölgelerdeki Alevi Zazalar
kendilerine Şarê Ma “halkımız” veya Elewi, dillerine Zonê Ma “dilimiz” derken, komşuları olan Sünni Kürtleri (bazen de
genel anlamda tüm Sünnileri) Khurmanc,
Sünni Zazaları Zaza veya Dılmıc olarak tanımlar. Varto-Hınıs’ta
Kürt komşuları Zazacayı Loli veya Çareki diye Zaza aşiretleri adına göre
adlandırırlar. Alevi Zazalardaki tanımlamaların Türkçeye çevrilecek anlamı “Alevi
Zaza” veya genel anlamda “Alevi”dir, ki Alevi Zazalarda yaşlı kesim kendilerini
Türkçede de millet adı olarak Alevi
diye tanımlar. Siyasi gelişmeden etkilenmiş özellikle genç kesim arasında Zaza, Kürt, Türk, Alevi, Dersimli farklı
kutuplu tanımlamalar vardır. Dersim ve Erzincan yöresinde Tırk sözcüğü ise ilk etapta Sünni Türk, bazen de genel anlamda tüm
Sünni kesim için kullanılır.[7]
Şafii mezhebine ait Zazaların
hemen hepsi kendilerini Zaza,
dillerini Zazaki diye tanımlarken,
Palu, Bingöl veya Dicle (Piran) gibi yerlerde Zaza’nın yanında paralel olarak Kırd
tanımlamasına da sınırlı şekilde rastlanır. Mutki, Baykan gibi yörelerde de Dımıli tanımı geçer. Kürt komşularını Kurmanc, ~ Kuırmonc veya Kırdasi diye bilirler. Hanefi mezhebinden
olan Zazalar ise kendilerini ağırlıklı olarak Dımıli, yer yer Zaza
olarak da tanımlarken, Kürt komşularına Kırdasi
derler. Sünni kesimde, özellikle 60-70 yaşının altında olanlar Zaza veya Dımıli gibi tanımlamaları ulusal veya etnik anlamda tüm Zazalar
için kullanmaktadır.
Zaza tanımına kısmen, coğrafi bir tanımlama olarak ilk kaynağa
Pers kralı Dara’nın Behistun (Bisutun) Eski Farsça yazıtlarında (M.Ö. 6. yüzyıl,
tahminen 520) rastlanır ki, burada yukarı Fırat havzası “Zāzāna” şeklinde
adlandırılmaktadır. Bu yer adlandırmasının bugünki Zaza adıyla bağlantılı
olduğu tartışmalıdır.
Zaza adının geçtiği birçok kaynaktan biri 1329/30 (730 h.) yılından
kalma ve ‘Kureyş Şeceresi’ olan yazılı bir deri dökümandır. Sıralanan birkaç
Zaza aşiret adının geçtiği belgede, ṭālib ‘(alevi) mürit’ ve
Zāzā aşiretinin mensubu olarak kaydedilmiş bir imza geçer (ṭālib Mullā Benī min qebile Zāzā طالب ملا بنی من قبلة
زازا “Zāzā kabilesinden talip Mollā Benī”)[8].
Dımıli adının Kuzey-İran’da bulunan, bugünkü yurtlarına
oradan göç ettiği varsayılan Deylem bölgesinden geldiği düşünülmektedir.[9]
Ermenicede Zazalara Dlmik
denilmektedir. Kırmanc adına dair
bilimsel açıdan ikna edici bir kaynak yokken, Kuzey-Kürtleri tarafından “topraksız,
maraba” anlamında da kullanılan Kurmanc’la[10]
aynı anlama geldiği de düşünülmektedir[11].
Kırd tanımlamasını, anlamı bilinen Kurd ile aynı kökenden olsa da, kendisi için kullanan Zazalar, Kürt
olan komşularını Kurmanc veya Kırdasi olarak tanımlar. Ermenicede
Zazalar için kullanılan Dlmik
sözcüğünün yanı sıra bazı kaynaklarda Zaza-K‘rder[12],
yani “Zaza Kürtleri” olarak geçen tanımlamayla alakalı olması muhtemeldir.
Zazacanın İrani diller içindeki konumu
Dil olarak Zazaca,
Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İrani üst grubun İrani diller grubuna ait bir
Kuzeybatı İrani dilidir. LeCoq ve Gippert bu dilleri şöyle sınıflandırmaktadır[13].
KUZEY-BATI İRANÎ:
Hyrkani (Gurgan/Cürcan) Grubu: Beluçi, Sengiseri, Gurani, Zazaca
Karmani Grubu: Kürtçe, Sivendi
Medo-Hazar (Caspic) Grubu: Gileki, Mazenderani,
Sorxeyi, Simnani, Talişi, Azeri[14]
GÜNEY-BATI İRANÎ:
Farsça, Tacikçe, Tātī, Fārs bölgesi lehçeleri
Farsça, Tacikçe, Tātī, Fārs bölgesi lehçeleri
Özellikle Almanya’da yapılan
araştırmalar mevcut kırk yeni-İrani dil arasında yeri belirlenmiş olan Zazacanın
tarihsel evrimi hakkında da belirli tespitlere varılabilmesini mümkün
kılmaktadır. Yazılı şekilde günümüze aktarılan Eski Hintçenin yanısıra kadim
İrani dillerin de Avesta ve Eski Farsçayla eski dönem (Old Iranian period), Partça, Pehlevice (Orta Farsça), Soğdca gibi
orta dönem dillerinin zengin bir bütünceye (corpus)
sahip olması bu süreci desteklemiştir. Zazacanın da bazı yönleriyle arkaik bir yapıya
sahip olduğu, tarihsel olarak özellikle Partçayla (3. yüzyıl M.Ö. - 3. yüzyıl
M.S.) yakın bir bağlantısı olduğu tespit edilmiştir.[15]
Muhafazakar bazı yönlerinin olmasına rağmen Zazaca ile eski bir İrani dil olan
Avesta arasında direkt bağlantı kurmak doğru olmaz. Kısacası, bugünkü İrani
diller, bundan yaklaşık dört bin yıl önce kendi aralarında belki anlaşma
sağlanabilen İrani lehçelerdi. Eski Hintçe olan Vedce (Veda) ve Sanskrit ile
Avesta dili gramer açıdan %80’in üzerinde bir oranla benzeşmekteydi.
Dil genetiksel açıdan Zazacanın yakın olduğu yeni İrani diller arasında ilk etapta aynı alt gruba ait Beluçi, Gorani, Sengiseri dillerini ve Mazenderani, Azeri (Herzendi), Simnani, Talişi, Gileki gibi Hazar dillerini de sayabiliriz. Bu dillere olan tarihi ses ve biçimbilim açısından yakınlığı da Deylem kuramını veya Zazacanın kuzey İran kökenli olduğu düşüncesini pekiştirmektedir[16].
Zazacayla İletişimde Olan Diller
Zazacayı sözcük dağarcığı
açısından etkileyen ve kelime alışverişinde bulunulan akraba diller arasında
Kürtçe ve Farsça başta gelir. Aynı kökenden olması nedeniyle sınırlı da olsa dilbilgisel
ve sözcük dağarcığı açısından bu dillerden etkilendiği söylenebilir. İslamlaşma
döneminden sonra Arapça, komşuluk ilişkilerinden ötürü de Ermenice[17],
az da olsa Süryanice -ki, bu dillerin de İrani dillerden etkilendiği bilinir-
dilleriyle de geçişkenlikleri vardır. Ayrıca sınırlı da olsa Zazacaya geçen Türkçe,
Yunanca, Latince, Gürcüce, Lazca kelimelere de rastlanmaktatır.[18]
Zaza Dili Üzerine Dilbilimsel Araştırmalar
Araştırmalar, Zazacanın yazı
diline geçmesi çok gerilere dayanmasa da, son yüz yılda hatırı sayılır bir
ilerleme kaydettiğini göstermiştir. Zazacanın yazılı olarak ilk kez kayda
alınması 1857/58 yılına denk gelir. İranolog Peter I. Lerch’in Rus-Osmanlı
Kırım harbinde tutuklu olan Bingöllü bir Zaza’yla yaptığı kayıtları henüz dilbilgisel
analizine geçmeden 1858 yılında Rusça ve Almanca olarak yayınlar. Araştırma
Friedrich Müller’in Lerch’in metinleriyle (18 sayfa) 1864’te yaptığı
karşılaştırmalı incelemelerle sürer. Arkeolog ve dilbilimci Albert von LeCoq,
1901’de Zazaca dillinden kaydettiği beş sayfalık notların dilbilgisel analizini yapılmaksızın
yayınlamıştır.[19]
1906’da batı İrani dillerinin
dokumentasyonu ve dilbilimsel analizi için görevlendirilen Oskar Mann’ın Ortadoğu
seyahatinde Zazacanın özellikle Siverek ve Kor (Bingöl) yörelerinden o zamana
kadar en geniş derlemesini gerçekleştirmiştir (Almanca tercümeleriyle birlikte
91 sayfa, 5 ağız). O. Mann’ın ölümünden sonra İranolog Karl Hadank’ın da
ağızlar üzerine yazdığı gramer analiziyle birlikte 1932’de Leipzig’de kitap
olarak yayınlamıştır. Oskar Mann ve Karl Hadank ilk olarak Zazacanın ve Gorancanın
o zamana kadar yanlışlıkla Kürtçenin lehçesi olarak görüldüğünü öne sürüp
bunların başlı başına İrani diller olduğunu yaptığı karşılaştırmalarla
kanıtlamıştır.
Elli yıldan fazla bir aradan
sonra Amerikan dilbilimci Terry Lynn Todd 1985 yılındaki Çermik Zazacası
üzerine modern dilbilimsel metodlarlar kullanarak bir dilbilgisi çalışması
yayınlamıştır.
Özellikle 90’lı yıllarda daha
da derinleşen araştırmalar yapılmıştır. Muhtelif konular üzerine yayınlanan
makaleler (fonoloji
(Cabolov 1985, Maurais 1978),
olumsuzluk (negation) (Sandonato
1994), izafet (MacKenzie 1995), genel dilbilgisel bakış (Asatrian 1996,
Asatrian/Gevorgian 1988, Asatrian/Vahman 1990, Blau 1989, Pirejko 1999, Kausen
2006 ve 2012), Zazacanın batı İrani diller arasındaki yeri (Paul 1998b),
yazınsal (Selcan 1998b) ve tarihsel gelişimi (Gippert 1996 ve 2008), etimoloji (Bläsing 1995, 1997; Schwartz 2008) ve de imla kuralı (Jacobson
1993), okuma yazma el kitabı (Jacobson 1997), iki dillilik (Temizbaş 1999, B. Werner
2006), yabancı kelime adapsiyonu (Malottke 2006), edatlar (Arslan 2007),
diyalektoloji (Keskin 2008), tekst analizi (E. Werner 2013) ve fiil
işlevselliği (Arslan 2016), ayrıca kitap olarak yayınlanan iki tane doktora
çalışması (Paul 1998a (gramer ve diyalektoloji denemesi), Selcan 1998a
(gramer)) da bu çerçevede önem arz etmektedir. Henüz yeni olan Arslan’ın
doktora tezi (2016) Zaza dilinin fiilin temel yapısı ve işlevselliği ve de
ergativite konularını ayrıntılı bir şekilde analiz ediyor.
Dilbilimde Zazacanın yeri
belirlenmiş olmasına karşın özellikle Türkçe kaynaklarda, medya ve siyasette,
geçmişteki kadar olmasa da, Zaza Dili üzerine bir statükonun hala mevcut olduğu
bilinmektedir. Önyargılar, bilgi ve kaynak eksikliği veya siyasi zorlamadan
ötürü Zazacanın bir Kürt lehçesi veya dili olduğu ileri sürülmüştür. Oysa
Zazacanın Kürtçeye dahil olduğunu bilimsel olarak kanıtlayan herhangi bir
kaynak veya çalışma yoktur. Zazaca, Farsça ve Kürtçenin birbirine olan
yakınlığı, biri diğerinin lehçesi veya alt dili olduğundan değil, akraba diller
olduğundandır. Aynı şey, Kürtçenin bir Fars lehçesi olduğu görüşü için de
geçerlidir. Yani, aynı dil grubuna ait olmasıyla, çoğu dilsel özelliği
paylaştığı ve aynı kökenden geldiklerindendir. Karl Hadank’ın (1938: 5) da
dediği gibi, “Farsça, mevcut birçok diğer İrani dillerin yanında varolan bir
dildir sadece, tümünün anası değil.” Zazacayı araştıran O. Mann, K. Hadank,
D.N. MacKenzie, L. Paul’un aynı zamanda Kürtçe üzerine hatırı sayılır
çalışmaları olduğunu söylemekte yarar var.
Zazacayı
Farsça ve Kürtçeden ayıran özellikler
İrani dilleri aynı dil
grubunun farklı dilleri olarak sınıflandırmakta başvurulan yöntem, bu diller
arasında ses, biçim ve kelime dağarcığı açısından birbiriyle olan ilişkileri bugünkü
şekliyle (synchronic) değil, tarihsel evrimin (diachronic),
yani ayırdedici özelliklerin (özellikle sesbilimsel yönden) farklı tarihsel süreçlerden
geçerek bugüne ulaştırılan yazılı eski ve orta dönem İrani dillerle belirli
kelimeleri (isoglosses)
karşılaştırılarak göz önünde bulundurulmasıdır. Söz konusu olan Zazacanın
özellikle Farsça ve Kürtçe gibi diğer İrani dillerle olan ilişkisinin belirlenmesi
de bu yöndedir. Dilbilimsel bazı önemli özellikler ise örnekleriyle şunlardır:
Eski
İranca
|
Zazaca
|
Kürtçe
|
Farsça
|
||
*xv-
|
*xvahar-
xvan-
|
wae
wendene / wan-
|
xweh
xwendin / xwîn-
|
xwāhar خواهر
xwāndan
خواندن / xwān-
|
kızkardeş
okumak
|
v-
|
vāta-
|
va
|
ba
|
bād باد
|
rüzgar
|
x-
|
xara-
|
her
|
ker
|
xar خر
|
Eşek
|
-θr-
|
θri-
|
hirê
|
sê
|
se سه
|
3
|
z-
|
zānā-
|
zan-
|
zan-
|
dān- دان
|
bilmek
|
-ǰ-
|
*ǰani-
|
ceniye
|
jin
|
zan زن
|
kadın
|
-č-
|
*rauča-
|
roc
|
roj
|
rūz روز
|
gün(eş)
|
L. Paul, Agnes Korn (2005) ve
J. Gippert (2007/2008), İrani ünsüzlerin tarihi evrimi üzerinde Zazacayı da
gözönünde bulundurarak durmuştur. Sadece birkaç örneğini alıntıladığımız tabela
aşağıda göründüğü gibi L. Paul’un makalesinden alıntıdır[20]:
Şekilbilimsel (Morfolojik) bazı özellikler
Zazacanın Kürtçe ve Farsçaya
bugünkü yapısıyla da (synchronic) bakılırsa biçimsel açıdan da önemli
farkların olduğu görülebilir. Örneğin şimdiki zaman fiil çekiminde kullanılan
fiil ekleri ve şahıs sonekleri, farklı ön ve arka takılar (pre- and
postpositions), şahıs zamirleri, Zazacada 3. şahısta, ayrıca sıfat
tamlamasında cinsiyet ayrımı Kurmanciye göre daha ayrıntılı bir biçimde
şekillendirilmiştir. Zazacanın Hazar Dilleri ile olan birçok ortak yönlerinden
biri, şimdiki zaman çekimin aslen ortaç ile kurulmasıdır (-en- < -ant-), örn.:
Zaz. vên-en- “görmek” (şimdiki zaman gövdesi), Azeri vin-n-,
Talişi vin-d-
iken ötekisi de, Gorancada da
keza, Sengiseri, Azeri gibi dillerde olduğu gibi, isimde yalın haldeyken de
cinsiyetin belirgin olabilmesi, örn.:
Zaz. her : here, Azeri
(Keceli) ve Simnanca xar : xára, Goranca
har : māhára “eşek (eril : dişil)” (vurgusuz -e < -a <
mutemelen Eski İrancada olan dişil sözcüklerin bitimi -ā’ya dayanır) [21].
Zazacada şimdiki zamanda ayrıca
bir de bildirme kipinden farklı olarak istek kipi gövdesi (subjunctive stem)
mevcuttur. Kökeni orta ve eski İrancanın fiil kökenine dayanır: O vano
“söylüyor”, o ke vaco “söylerse” < Proto Hint-İranca vač-. Karşılaştırın: Kurm. Ew di-bêj-e : ew
ku bêj-e ve Yeni Farsça ū mī-gū-yad او می گوید : ū ke bigūyad او که بگوید .
Zazacanın
ayrıca dil olarak kendiyle sınırlı ağız sürekliliğine (dialect continuum)
sahip olması da başlıbaşına bir dil olduğu kıstaslarından biridir.
Şimdiki, di-li ve miş-li
geçmiş zamanın bildirme kipi ve dilek ve emir kipinin çekimi ve şahıs sonekleri
şöyledir: (vınderdene „durmak“ fiilin örneğinde)[22]:
Şahıs
|
Şimdiki Zaman
|
Görülen geçmiş
|
Öğrenilen geçmiş
|
Dilek kipi
|
Emir kipi
|
1. tekil
|
ez
vınden-an
|
ez
vınderd-an
|
ez
vınderd-an
|
ez
vınder-i
|
|
2. tl. eril
dişil
|
tı
vınden-ê
tı vınden-ay |
tı vınderd-i
tı vınderd-ay
|
tı vınderd-ê
tı vınderd-ay
|
tı ke vınder-ê
|
vınd-e!
|
3. tl. e.
d. |
o vınden-o
a vınden-a
|
o vınderd
a vınderd-e
|
o vınderd-o
a vınderd-a
|
o/a ke vınder-o
|
|
1. çoğul
|
ma vınden-ime
|
ma vınderd-ime
|
ma
vınderd-ime
|
vınder-ime
|
|
2. çl.
|
şıma
vınden-ê
|
şıma
vınderd-i
|
şıma
vınderd-ê
|
şıma
ke vınder-ê
|
vınder-ên!
|
3. çl.
|
ê
vınden-ê
|
ê
vınderd-i
|
ê
vınderd-ê
|
ê ke
vınder-ê
|
Zazacanın Lehçeleri
Dil yapısı olarak kendi
içinde bir bütünlük sağlayan Zazaca 3 lehçeden (diyalekt) oluşur[23]:
Kuzey, Merkez ve Güney. Bu sınıflandırma, dilbilimsel olarak sadece dildeki
ses, şekilbilim (morfolojik) ve kelime hazinesi (leksikolojik) açısından değil,
dili konuşanlarla inanç bazında da örtüşmekte: Kuzey Zazacasını tamamıyla
Aleviler konuşurken, Merkez Zazacasını ağırlıklı olarak Şafii, Güney Zazacasını
ise Hanefi Zazalar konuşmaktadır. Mutki, Kulp, Baykan ve Aksaray ağızları da
Merkez ile Güney Zazacası arasında geçiş şiveleri olarak görülmektedir.[24]
Güney lehçesi ve geçiş şiveleri, dil tarihi açısından diğerlerine göre daha muhafazakâr
(arkaik) bir yapıya sahiptir. Merkez Zazacasında da aynı şey Lice ve Kulp,
Kuzey Zazacasında ise Bingöl-Adaklı, Varto, bazı yönleriyle Hozat ve Ovacık ve
de Almus-Hafik ağzı için söylenebilir, iletişim sağlayabilenler de genelde daha muhafakazar
olanlardır. Zazacaya ana dili olarak çok iyi hâkim olan ve günlük hayatında
kullanan, az çok farklı ağızları bilenler arasında genelde tüm lehçeler
arasında anlaşma sağlanmaktadır. Şiveler arasındaki farkları öğrenip alıştıktan
sonra da en azından güncel konularda anlaşmakta zorluk çekilmediği gözlenebilir.
Şimdiye kadar her yazar kendi
yöresinin şivesiyle yazdığı ve bu gelenek bugüne dek sürdüğü için Zazacanın bir
ortak yazı dilinin olamaması, lehçe ve ağızların korunması konusunda diğer
yazılı dillere göre farklı bir durumu ortaya çıkarmıştır. Zazacanın tümü olmasa
da, birçok şivesi yazı diline geçmiştir. Örneğin Jacobson’un Zazaca Okuma
Yazma El Kitabı’nda Kuzey ve Güney Zazacası için ayrı bölümler sunulmuştur.
Kuzey Zazacasında şimdiye kadar en çok yer alan ağızlar Doğu-Dersim,
Pülümür-Erzincan ve Varto, kısmen de Batı-Dersim’dir (Hozat-Ovacık). Merkez
Zazacasında Palu-Bingöl ağzı başı çekerken, yazında Solhan, Hani, Dicle ve Lice
ağızlarına da rastlamak mümkün. Güney Zazacasında ise Siverek ve Çermik
ağızlarından epey eser çıkmıştır. Mutki ve Aksaray, ayrıca Sarız, Ergani, Kulp,
Eğil gibi yörelerde konuşulan ağızlarla ilgili pek az yazılı kaynak bulunmaktadır.
Lehçeler arasındaki farklar
ve sınıflandırma kriterleri sesbilimsel yönde belirmektedir ki sonra sözcük
dağarcığındaki farklar gelmektedir. Dilbilgisi açısından bakıldığında, bu
lehçeler arasında çok büyük farklılıklara rastlanmaz. Güney ve Merkez Zazacası
birbirine Kuzey Zazacasına göre biraz daha yakınken, Güney ve Kuzey Zazacası
arasında da belirli ortaklıklar bulunmakta, keza Merkez ve Kuzey Zazacası için
de durum öyledir.
Kuzey Zazacasıyla Merkez ve
Güneyi ayırt edici farklar ses yapısında ortaya çıkmaktadır. Kuzey Zazacanın
birçok şivesinde ş ve j seslerinin telaffuzundan kaynaklı olarak ç
ve c seslerinin belirli şartlar altında [ts] ve [dz] şeklinde telaffuz
edilmesi, tüm Kuzey ağızlarında patlamalı (plosives)
olan ç, k, p, t ünsüzlerin soluksuz (unaspirated)
( <çh, kh, ph th> şeklinde
yazılan) eşleri de bulunur. Merkez ve Güney Zazacasında ise soluksuz
ünsüzlerden ph ve th birkaç ağızda bulunur. Örn. Bin.-Solhan phonc
“5” veya thal
“acı tat”. Lakin Arapça veya Süryanicenin etkisiyle hemen tüm Merkez ve Güney
ağızlarında varolan ḥ (ح), ‘
(ayn ع) gibi boğazsıl (pharyngeal) ünsüzler[25],
kimi ağızlarda da bulunan ṭ (ط), ṣ (ص) ve ḍ (ض), tek tük de /ẓ/ (ظ) gibi pekiştirmeli (harf-ı sâkile,
pharyngealized) ünsüzler mevcuttur. Kuzey Zazacasında Eski İrancanın uzun ū
ünlüsü ü olarak yansırken,
Güney ve kısmen Merkez’de uzun û olarak kullanılır. “Almak
(şimdiki zaman gövdesi), gezmek, dışkı, ev, kız” gibi belirli sözcükler Güney’de ve Merkez’de gên-, geyraene
(gêrayış), gi, keye, keyna olarak g/k şeklinde telaffuz edilirken,
Kuzey’de Hozat ve Bingöl-Adaklı’nın bazı ağızları hariç cên-, cêraene, ci,
çê, çêna olarak c/ç damaksıl (palatalized) şekline
dönüştürülmüş olarak telaffuz edilir.
Biçimbilim (morphology) açısından önemli farklar ise, Kuzey’de
fiil çekiminde, şimdiki zaman bildirme kipinde (indicative), 2. tekil şahısta eril ve
dişil ayrımı yokken -a(y), örn. tı vana ~ vanay “diyorsun”, Merkez
ve Güney’de eril için ‑ê ~ ‑i, tı vanê, dişil için ‑a, tı vana
(kalıntı olarak -ay) kullanılır.[26]
11’den
19’a kadar sayılan sayılarda Kuzey’de önce onar, sonra teker sayı gelirken,
örn. des u hirê “13” ,
Merkez ve Güney’de bu şekliyle de bulunmakta ve genelde (çoğu İrani ve
Hint-Avrupa dillerinde olduğu gibi) önce teker, sonra onar sayı gelir: hirês
(< *hirê-des) “13” [27].
“De,
dahi” zarfı Kuzey’de genelde ki iken, çoğu Merkez ve Güney ağızlarında zi
şeklinde kullanılır[28].
Sözcük
bazında (lexicology) farklılık arzeden önemli kelimeler ise şunlardır:
Kuzey
|
Güney ve Merkez
|
|
doman
|
qeçek, qıc, tût, leyr
|
“çocuk”
|
nas kerdene
|
şınasnayış, sılasnaene
|
“tanımak”
|
bazar
|
bazar, kırê, kıri[29]
|
“Pazar
günü”
|
nia daene, sêr kerdene, qayt k.
|
cı ra ewniyaene ~ cı oniyayış
|
“bakmak”
|
werte
|
miyan
|
“orta,
ara”
|
thal
|
veng
|
“boş”
|
Palu-Bingöl
Zazacasını esas alacak olursak, Merkez’i Kuzey ve Güney’den farklı kılan bazı
özellikleri ise, ê ünlüsünün bazı biçim veya sözcüklerde i olarak
telaffuz edilmesi, örn. yeni > yëny
“geliyoruz/-sunuz/-lar”, “almak” fiilinin şimdiki zaman gövdesi gen-
(Güney ve Kuzey gên-), bundan öte de düzenli olarak o ünlüsünün
tüm pozisyonlarda ue (r, z, l gibi ünlüler önünde ua) çift
ünlüsüne dönüşmesi (diphthongization), örn. roc > ruec
“güneş, gün”, ew çift ünlüsünün o ünlüsüne dönüşmesi (monophthongization), örn. hewt > hot “7” ve de n
ve m genizsil (nasal) ünsüzlerin önündeki a’nın yuvarlaklaşma
fenomeniyle (labialization) o veya u’ya dönüşmesi, örn. amnan
> omnon ~ umnun “yaz”, sayılabilir. Doğu-Dersim ve Palu-Bingöl
ağzılarında da ê ünlüsü kelime başında ve arasında [yε] şeklinde
telaffuz edilmekte, örn. dês : dyes “duvar”. Güney Zazacasına ve bazı
geçiş şivelerine has olan özelliklerden biri de isim ve sıfat tamlamarında
izafet -ê, -a ve -o ile tamlanan ad arasına 2. halde
(dolaysız nesne ve ergatif halinde özne hariç) -d-’nin girmesi: lacê
mı lacdê to rê vano “oğlum
oğluna diyor”[30].
Merkezi
Kuzey ve Güney’den farklı kılan bir özellik de, belirsizlik tanımlığı (article) -ê, Merkez’de ‑êk; örn. ruecêk “bir gün” (başka rocê),
bir de Merkez’de çoğu ağızlarda iyelik izafetinin eril -i, dişil -ê ~
-ay olduğu, örn. pirıki mı “dedem”, pirıkê mı
“nenem”, kimi ağızlarda ise eril ve dişil izafet ekinin -ê’de eşleştiği
görülmekte.
Güney
Zazacasında çoğu ağızlarda tek heceli fiil takıları (preverbs) şimdiki
zamanda da çekimlenen fiil ile bitişik kalır, örn. Çermik kêber ab(iy)eno,
Hozat ve Bingöl (ki)ber beno a “kapı açılıyor”.
Kuzey ağızları arasında yer
alan Dersim Zazacası, Batı (Hozat, Ovacık, Çemişgezek) ve Doğu-Dersim (Mameki,
Nazımiye, Mazgirt, Güney-Pülümür) ağızlarından oluşur. Dersim ağızlarında olan
en belirgin özellik ise, sızıcı (spirant) sesler olan s : ş ve z : j
ile birlikte patlamalı-sızlamalı (affricate)
ç [tsh : tšh], çh
[ts : tš] ve c [dz : dž] ünsüzlerin
sesbirimsel değişke veya çevresel üye (complementary distributed allophones) olarak karşı karşıya olmasından ötürü oluşan yenilenmiş bir ses
yapısına sahip olmasıdır. Ş ve j sesleri sadece belirli şartlar
altında, i, ü veya ê’nin damaksıl varyantı [yε]’den önce
geldiğinde ortaya çıkar. Diğer ünlüler önünde yer alan s veya z
seslerinden kaynaklı olarak ç, çh ve c ünsüzleri de [tsh],
[ts] ve [dz] şekliyle belirmiştir. Dersim, Erzincan’ın çoğu, ayrıca Tekman ve
kısmen Hınıs, Koçgiri’nin de Çarekan ağzı bu özelliğe sahiptir.[31]
Örn. Varto şane, Dersim sane “tarak”, Varto sia, Dersim şia
“kara, siyah”, Varto züa, Güney-Zz. zıwa, Dersim jüa ~ jia
„kuru“, Varto ca /dja/, Dersim ca /dza/ “yer”, Varto çı /tşı/,
Dersim çı /tshı/ “ne”. Bu özelliğin kazanılmasında Ermenicenin
payı olduğu söylenebilir.
Zazacanın dilbilgisel yapısı ve kelime hazinesi
Zazacanın komşu dillerle
etkileşim içinde olmasına rağmen Orta İrani dönemden bu yana dilbilgisel olarak
ve miras sözcükler açısından yapısını gayet iyi koruduğu söylenebilir. Komşu
veya egemen dillerden kelime alışverişi dışında dilin diğer alanlarında fazlasıyla
etkileşim gözlenmemektedir. Kültürel açıdan da yerli halk olarak komşu halklarla
birçok ortak özelliği taşımaktadır. Bulunduğu ve geliştiği şartlara göre
değerlendirilecek olursa, zengin bir kelime dağarcığına sahiptir.
Dilin ses yapısındaki ünlüler
olan a, e, ê, ı, i, o, u, ü/û, Güney
Zazacasında olan û hariç genelde kısa telaffuz edilmekte ve
ünlülerde uzun : kısa karşıtlığı yoktur. Bazı ağızlardaki ö ünlüsü -ew-
çift ünlüsünden dönüşmüştür (> öw~ öy), örn. Doğu-Dersim dewe,
Batı-Dersim döwe ~ döe “köy” veya komşu heceden etkilenmeden ötürüdür,
örn. Bingöl-Genç yeno > yön “geliyor”. Tarihsel gelişme açıdan e,
ı, u ünlüleri Eski/Orta İrancanın kısa a, i, u’nun, a, ê, i, o,
û/ü ise Eski İranca uzun ā, ai
(> Oİ ē), ī, au (> Oİ ō), ū ünlülerin devamıdır.
Eski İrani dönemin sonuna
doğru ve orta İrani dönemin başlangıcında gerçekleşen geçmiş zamanın kuruluş
şekliyle çoğu orta İrani dilde, geçmiş zaman edilgen ortaç (participle
perfect passive) soneki ‑ta- ile oluşturulan fiil çekimin
sayesinde meydana gelen biçim-sözcükdizimsel (morphosyntactic) bir fenomen olan bölünmüş ergatiflik (özegeçişlilik, split ergativity) bugün
de Zazacada varlığını sürdürmektedir[32].
Yani tüm geçmiş zaman şekillerinde geçişli fiillerde öznenin bükünlü halde
belirtilmesi, nesnenin yalın halde olması, İrani dillerde ayrıca fiilin ergatif
alanda da nesneye göre çekimlenmesi, örn. Ez
ey anan, o mı ano. “ben onu
(eril) getiriyorum, o beni getiriyor”, geçmiş zamanda ise mı o ard, ey ez ardan “ben onu
getirdim, o beni getirdi” şeklinde çekilir.
Çağrı hali diye bilinen vocative’i
saymayacak olursak, Zazacada olan 2 hal (yalın, casus rectus, ve bükünlü casus obliquus) de Orta Batı İrani
dönemden kalmadır (örnek sözcük: her “eşek”):
Yalın hal
|
Bükünlü
hal
|
|
Eril
|
her
|
her-i
|
Dişil
|
her-e
|
her-e
|
Çoğul
|
her-i
|
her-an
(her-on, her-un)
|
İsim tamlamasında belirten isimde olduğu gibi, sıfat tamlamasında da sıfat isimden sonra gelir, sıfat da isimle birlikte çekilir (örnek tamlama: her “eşek”, gewr “gri, boz”):
Yalın hal
|
Bükünlü
hal
|
|
eril
|
her-o gewr
|
her-ê gewr-i
|
dişil
|
her-a gewr-e
|
her-a gewr-e
|
çoğul
|
her-ê gewr-i
|
her-an-ê gewr-an (-on-, -un-)
|
Eski ve Orta İrani dönemden
kalma diğer bir özellik de, fiilin edilgen çatısı (diathesis, voice) mürekkep şekilde (çekimli, synthetic), yani yardımcı fiil olmaksızın da sınırlı fiillerle
kurulması. Eski Hint-İrani edilgen soneki -ya-, Pehlevicede bulunan -īh- şekline yansıması Zazacada -i-
ile mevcut: Nan weriyeno (werino)
“ekmek yeniliyor”. Ayrıca mürekkep ettirgen de -n- sonekiyle kurulur: decaene
: dacnaene „acımak : acıktmak“.[33]
İsim ve şahıs zamirlerinden
öte fiil çekiminde de Merkez ve Güney’de 2. ve tüm şivelerde 3. kişide de eril
ve dişil olarak cinsiyet farkı belirmekte: O
vano, a vana “o (erkek)
söylüyor, o (bayan) söylüyor”.
Şahıs zamirlerinde ise tipik
Batı İrani yapısı belirmektedir:
Yalın hal
|
Bükünlü
hal
|
|
ben
|
ez
|
mın
|
sen
|
tı
|
to
|
o (eril)
o (dişil)
|
o
a ~ ya |
ey ~ i ~
yı
ae ~ ay ~ yê |
biz
|
ma
|
ma
|
siz
|
şıma ~
sıma
|
şıma ~
sıma
|
onlar
|
ê ~ i
|
inan ~ ine
|
İşaret zamirlerinde aslen 3
boyutlu yakınlık derecesi belirtilse de (Örn. o, n-o, e-n-o; Türkçede de olduğu gibi o, bu, şu), genelde
kullanılan 2 derece var. Uzak derece için olanlar 3. şahıs zamirleri o, a, ê’ye
denk düşerken, yakın derece için Kuzey ve Güney-Zazacasında n- önekiyle no,
na, nê (yalın hal); ney, nae,
ninan (bükünlü hal); bükünlü halde niteleyici (attributive) işlevde (n)ê, (n)a, (n)ê,
örn. vengê nê heri / heran “bu eşeğin / eşeklerin sesi” iken, Merkez
Zazacasında yakın derece için genelde en-
~ ın- kullanılır. Kuzeyde a-, Güneyde e- eki çok yakın derece
için genelde niteleyici şekilde kullanılır, örn. eno ~ ano lacek “şu
oğlan”.
Fiilde şimdiki zamanda
belirgin olan bildirme, emir ve istek kipi mevcut. İstek kipinde (subjunctive) olan özellik, Eski ve Orta
İrani dönemde olan fiil kökeninin bu kipe yansımasıdır. Örn. Beno
“götürüyor”, berd “götürdü”, eke bero “götürse”; ber- < Eski İranca bar-, proto
Hint-Avrupaca *bher-.
Hikaye bileşik zamanda (imperfect)
tüm şahıslar için kullanılan sonek -êne (~ -ên, -ê), örn. şiyêne, diyêne “giderdi-,
görürdü-” de Partçada olan istek kipi (past optative) ahēndē(h)
ile alakalı olması muhtemel.[34]
Çoğu Hint-Avrupa dillerinde
var olan fiil takıları (preverbs) Zazacada
iki şekliyle mevcuttur: Eski Hint-İrani döneminden kalma kimi yön belirten
zarfların o dönemde de cümlede fiile yakınlaşarak erişmesi ve fiille
bütünleşmesiyle oluşan fiil takıları, örn. ni-šad (< had-
< sad- “oturmak”)
“(aşağıya doğru) oturmak“ > Zaz. nış-/nıştene “inmek”; ā-bar-
“getirmek, ‘geriye götürmek’ ” (< bar- “götürmek”) > Farsça aver-آور/avurden آوردن, Zaz. ar-, an-/ardene “getirmek”.
Kalıntı takıların bulunduğu fiiller sınırlı bir şekilde mevcut ve dilde takı
olarak algılanmamakta.
İkincisi ise, göreceli olarak
Zazacanın kendince yeni oluşturduğu otuza yakın fiil takıs: örn. temel fiil kerdene
“yapmak”: a-kerdene “açmak”, ra-kerdene “sermek”, ro-kerdene
“dökmek”, de-kerdene “doldurmak”, we-kerdene “ateş yakmak”, arê-kerdene
“derlemek”, tıra-kerdene “sürmek, takmak”, pıra-kerdene “geçirmek,
sürmek”, pede-kerdene “batırmak”, cêra-kerdene “ayırmak”, cıra-kerdene
“kesmek (gövdesinden ayırmak)”, têra-kerdene “etrafa yaymak;
uyandırmak”, tede-kerdene “saymak, saygı göstermek”, têro-kerdene
“karıştırmak (kağıt)”, werê-kerdene “urgan, ip vs. dolayarak bağlamak”[35].
Nıştene “inmek” anlamında kullanılırken, “oturmak” için ro-nıştene
kullanılır. Bazı fiilerde yön belirten fiilsel ön edat diyebileceğimiz (verbal
preposition) [e]ra, [e]ro biçimler de mevcut (bazı ağızlarda sadece kalıntı
olarak bulunur veya kaybolmuştur): cı daene “(birine birşey) vermek” : era
cı daene (dan- ra cı) “dayamak”, ero
cı nıştene (nışen- ro cı) “binmek”.
Zazaca Yazı Dili ve İmla
Zazacanın bu dili konuşanlar
tarafından yazıya geçirilmesi ilk olarak tahminen 1798 ila 1831 yılları
arasında Diyarbakır’da Sultan Efendi tarafınca Alevilik üzerine yazılan
bir metin, akabinde 1899 yılında
Diyarbakır-Liceli dini bilgin Eḥmedê Xaṣi (Mela Eḥmed bin
Ḥesen el-Xaṣi)’nin Arapça harfleriyle yayınladığı ve Sünni Zazalar
arasında yaygın olarak bilinen Mewlıd
adlı eserle gerçekleşir. Diğer bir eser, müftü ˁUsman Esˁad Efendiyo Babıc’ın
1906’da Siverek Zazacasıyla keza Arap harfleriyle yazdığı Mewlıd yıllar sonra ancak 1933’te Şam’da
yayınlanmıştır.
Altmışlı
yıllara kadar süren suskunluk döneminden sonra 80’li yılların başına kadar
Kürtçe olarak yayınlanan bazı gazete ve dergilerde Latin harfleriyle yazılan
Kurmanci alfabesini baz alarak tek-tük Zazaca yazılar yer almıştır. Özellikle Zazacayı
yazı diline geçirip geliştirmek amacıyla 85’ten sonra çıkarılan çok dilli
dergilerin önderliğinde dilin kendi alfabesi ve imla kuralını oluşturmak için
de 90’lı yıllardan sonra adımlar atılmaya başlanmıştır. Nihayet o yıllarda Zazacanın
imlası ve alfabesi üzerine kitaplar yayınlanmış, yazarlar ve dilbilimciler
tarafından çalışmalar yapılmış ve dergilerde makaleler yayınlanmaya başlanmıştır.
Bu dönemde ilk kez sadece Zazaca yayın yapan dergiler de çıkmaya başlamıştır.
90’lardan sonra Türkiye’de yerel diller üzerindeki baskının hafiflemesiyle
özellikle İstanbul’da da ilk Zazaca yayınevi kurulmuş, ülkede de Zazaca kitap,
dergi, sözlük ve Zazacada önemli bir öğe olan müzik albümleri de çıkmaya
başlamıştır. 90’lı yılların ikinci yarısında Almanya ve Türkiye’de de Zazaca
radyo programları yapılmış ve TV’de de haftada bir iki saat süreyle sohbet,
kültür, müzik veya siyasi içerikli programlar yer almaya başlamıştır. İnternet ortamında
da Zazaca siteler çoğalmıştır.
Hala
İslami dini çevrelerde Zazaca mevlütler Arapça harflerle yayınlanmaya devam
ederken, genelde çıkan dergi ve kitaplarda, ayrıca internet ortamında da, Türkçe
alfabede bulunmayan ê, q, w, x ile birlikte Latin harfleriyle, ı : i,
i : î, ü : û; ğ, çh, kh, ph, th (‘, ‘h, dh, lh, sh, ö) gibi bazı harflerle ve
digrafllarla (kombine harfler) birbirinden farklı olan iki Zazaca alfabe mevcuttur:
biri, dilbilimin de vardığı sonuçlara dayanarak Zazacayı başlı başına dil
olarak gören ve dilde veya şivelerde bulunan hemen hemen tüm sesleri yazı
diline yansıtmaya çalışan, diğeri de siyasi gelenekten ötürü Zazacayı Kürt
diline dahil gören, Kurmanci için tasarlanan Bedirhan alfabesini kullanan çevredir[36].
Zazacayı lehçe olarak gören çevrenin dili standartlaştırmak için attıkları adımlar
diğer çevrelerce siyasi güdümlü olarak görüldüğü ve yeralanların arasında
dilbilimci bulunmadığı için kabul görmemektedir. Zazacayı bağımsız bir dil
olarak gören kimi aydın ve yazarlar da Zazaca Wikipedia oluşturduklarında dili
stadartlaştırmak için de adımlar atmıştır. Bu doğrultuda etimolojik çalışmalara
ve seminerler verilmeye başlanmıştır. Dilbilimsel metodlara göre tasarımı
düşünülen standart veya şiveler üstü bir Zazaca oluşturma doğrultusunda
Almanya’da Saint-Exupéry’nin Küçük Prens kitabın tercümesiyle birlikte
yayınlanmıştır. Bunlar dışında, elimizde çok fazla örneği bulunmayan, Zazacayı
öğrenip yurdundan malum nedenlerden ötürü göç etmek zorunda kalan Dersimli
Ermenilerin Batı Ermenicesinin telaffuzunu baz alarak Ermeni alfabesiyle
yazdıkları bazı Zazaca şiir ve dualar da mevcuttur.[37]
Dil Politikasında Gelişmeler
Zaza bölgesi özellikle
Osmanlı zamanından bu yana sürekli savaşlara tanık olduğu için, bu bölgeden
olan göç günümüze kadar sürmüştür. Cumhuriyetin kurulmasından sonra eğitimde
tekleştirme (tevhidi tedrisat), Türkçe okulların köylere girmesi ve baskıcı dil
politikasından ötürü resmi olmayan tüm yerel diller olumsuz şekilde
etkilenmiştir.
Zazacaya ilişkin dil
politikasındaki gelişmeler etnik aidiyetle bağdaştırılabilir. Geçmişte yazı
diline sahip olmamasına ve üstelik Osmanlı döneminde Aleviler hedef tahtası haline
getirilmesine rağmen Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar dilin kendine ait gündelik yaşama
alanı vardı ve nesilden nesle sözlü olarak aktarılıyordu. Cumhuriyetin baskıcı
eğitim politikası, köylere zorunlu Türkçe dersi ve yerel dillere karşı
yasaklama politikasının okullarda uygulanması, dilin durumunu olumsuz şekilde
etkiledi. Ebeveynlerin köyde ve bilhassa şehirlerde Türkçeyi öğrendikten sonra çocuklarına
kendi ana dillerini sadece asgari alanda aktarması, dilin kullanım alanına ve
doğal aktarımına darbe vurmuştur. Ailelerde nesiller arası dilsel kopukluk
yaratılmış ve Türkçenin tercih edildiği bir çift dillilik oluşmuştur. Dil
politikasının Zaza ve Kürt Alevileri’nde daha erken etkin olmaya başlaması,
yazı diline sahip olmaması nedeniyle dile olan hassasiyet ve koruma bilincinin
olmaması, etnik farklılığın yanı sıra inanç grubu olarak da baskıya maruz
kalmasıdır. Bu durumun Dersimlilerde özellikle Dersim 1938 soykırımının
nesillerde yarattığı travmayla da alakalı olduğu söylenebilir. Gerçek şu ki diğer
yerel dillere göre Zazacanın sadece Türkiye sınırları içinde olup da
yurtdışında herhangi bir yerde resmi statüye hala sahip olmaması bu dil için büyük
bir dezavantaj teşkil etmektedir.
Dili sahiplenip yazıya
geçirenlerin çoğunun ulusal veya kültürel bilince sahip çevrelerden geldiği
söylenebilir. Avrupa’da kendi dilinde dergi ve kitap basmanın yasaklı olmayışı
da yurttan önce yurtdışında Zazacanın yazı diline geçmesine neden olmuştur.
Türkiye’de hükümetin tekçi ve milliyetçi anlayışından dolayı dilsel ve kültürel
araştırma imkanının sağlanamamasından ötürü, bu dille ilgili araştırma yapan
dilbilimcilerin çoğu Avrupalıdır. Yurtlarında dilleri üzerindeki baskının Zazacayı
unutulma ve kaybolma tehlikesi durumuna gelen bir dil olmaya itmesi de Zazaca
yazan aydın ve yurtsever çevrelerde dile getirilmiştir. Zira yasakçı zihniyetin
etkileri, işçi olarak Avrupa’ya gelen insanlar üzerinde sürmeye devam etmiş, ev
içindeki günlük dilin de Türkçeye dönüşmesini sağlamıştır. Yurtdışındaki dili
sahiplenip yaşatma hareketi nihayetinde 90’lı yıllardan sonra Türkiye’de dil
politikasında eskiye nazaran gerçekleşen olumlu gelişmelerden ötürü yurtiçine
de yansımıştır. Müzik alanında üretilen yeni tarz batı sentezli müziğin de genç
nesilde dile olan merağı arttırmaktadır. Aynı zamanda eğitim dilinin yanı sıra
medya dilinin de Türkçe olmasından, gazete, radyo ve özellikle televizyonun da
evlere girmesinden dolayı diğer yerel dillerin kenara itilmesine sebep olduğu söylenebilir.
Sürdürülen legal veya illegal siyaset dilinin de Türkçe olmasının büyük katkısı
olduğu öne sürülebilir.
90’lı yıllarda aynı zamanda
ülke içinde süren savaştan ötürü köylerin zorla boşaltılıp insanların Türkiye
metropollerine veya diğer şehirlere göçe mecbur edilmesi, birçoğunun üzerinden
20 yıl kadar bir süre geçtikten sonra bile köylerine dönmemesiyle dilin ait
olduğu yaşama alanına ulaşamaması, insanların güncel hayattaki egemen dile
adapte olması, Zazacanın varlığını olumsuz yönde etkilemiştir.
Dil üzerinde yapılan
araştırma ve aydınlanmanın, yazı dili konusunda oluşan tecrübenin de Avrupa
eksenli olması, ilk kitap ve dergilerin de burada çıkması dışında, birçoğunun
Dersimli ve siyasi potansiyel ve tecrübeye sahip olmasından ötürü Dersim
dernekleri altında dernekleşmelerde de, kendi başına çalışmalar sürdüren yazar
ve aydın çevrelerde de keza dil kursları verilmeye başlanmıştır. Nihayetinde
ilk olarak sadece dilbilimsel bazda çalışmayı hedefleyen ve farklı Zaza
bölgelerinden yazar ve akademisyenle yabancı dilbilimcilerden oluşan Zaza dil
enstitüsü de Almanya’da kurulmuştur.
Bunun dışında, hala kendi
diline ait sürekli günlük bir yayın yapan televizyon kanalının mevcut
olmamasının eksikliğini yaşarken, Kürt ve Alevi kanallarında Zazacaya yer
verilmeye başlanmış, Türkiye’deki yerel diller ve kültürler konusundaki son
gelişmelerle ilgili devlet televizyonunda da sınırlı da olsa yayınlar oluşmaya
başlamıştır. Hem Türk devletinin kanalında, hem de Kürtleri veya Alevileri baz
alan kanallarda Zazacanın aynı muameleye tabi tutulduğu, geçmişte diğer dergi
ve gazetelerde olduğu gibi televizyonda da verilen yer ve zaman payında
belirmektedir.
Devletin Türkiye’de, hümanist
ve çağdaş bir anlayışa göre en temel insanî hak olan anadilde eğitim, medya ve
geliştirme konusunda kararlı ve belirleyici adımlar atıp atmaması, ayrıca Zazaların
siyasi ve ekonomik yöndeki güçsüzlüğü ve kendine ait bir TV kanalı açma
çabasının sonuç verip vermemesi de dilin geleceğini belirlemekte önemli bir
bileşen olduğu söylenebilir.
UNESCO’nun açıkladığı rapora
göre Zazacanın Türkiye’de tehlike altında bulunan 15 dil içinde yer almaktadır.
Giderek günlük dilde dili iyi bilenler arasında da kullanım azalmakta,
kullanılan Zazacada da Türkçenin etkisi görülmektedir. Dilin aktarılmasında en
önemli etken ise, nesiller arası aktarımın sürdürülmesi olmazsa olmaz bir
koşuldur. Dili konuşanların sayısı yüksek de olsa, nesiller arası oluşan
kopukluk, tehlikede olma durumunu belirler.
Gözardı edilmemesi gereken
bir boyut da, dilin yaşama alanında kültürel ve kamusal olarak güvence altına
alınması kadar ekonomik açıdan da yörenin insanına gelecek vaadedecek
altyapının oluşturulması zorunluluğudur.
Kaynakça
Aktaş,
Kazım 1999: Ethnizität und Nationalismus. Ethnische
und kulturelle Identität der Aleviten in Dersim. Frankfurt.
Andrews, Peter Alford 1989: Ethnic
Groups in the Republic of Turkey. Wiesbaden (Türkçe çevirisi: Türkiye’de
etnik gruplar).
Arslan, İlyas 2007: Partikeln im Zazaki. Yayınlanmamış yükses lisans tezi.
Köln. İnternette: http://www.kirmancki.de/Partikeln_im_Zazaki.pdf
(Mart 2011)
Arslan, Ilyas 2016: Verbfunktionalität und
Ergativität in der Zaza-Sprache (Doktora tezi). Online: http://docserv.uni-duesseldorf.de/servlets/DocumentServlet?id=37123
(Mart 2016).
Arslan,
Zeynep 2016: Eine religiöse Ethnie mit Multi-Identitäten. Die europäisch-anatolischen
Alevit_Innen auf dem Weg zur Institutionalisierung ihres Glaubenssystems.
Viyana.
Asatrian, Garnik. S. / Gevorgian,
N. Kh. 1988:“ Zāzā Miscellany: Notes on some religious customs and
institutions.“ In: Hommage et Opera
Minora (Acta Iranica). Volume
XII. Leiden.
Asatrian, Garnik 1995: „Dimlī“. In: Encyclopedia Iranica. Online: http://www.iranicaonline.org/articles/dimli
(September 2011)
Asatrian, Garnik S. /
Vahman, F. 1990: „Gleanings from Zāzā Vocabulary“. In: Acta Iranica. Volume XVI,
S. 267-275. Leiden.
Bläsing, Uwe 1995: „Kurdische und
Zaza-Elemente im türkeitürkischen Dialektlexikon“. Etymologische Betrachtungen
ausgehend vom Nordwestiranischen. Dutch Studies (Published by Nell). Vol
1 Nr. 2. s. 173-218. Near Eastern languages and literatures. Leiden.
Bläsing, Uwe 1997: „Irano-Turcia:
Westiranisches Lehngut im türkeitürkischen Dialektmaterial“. Studia
Etymologica Craconviensia. Vol. 2. s. 77-150. Kraków.
Bläsing,
Uwe 1997b: „Asme, Asmen, Astare“. Iran & Caucasus. Vol. 1, s. 171-178. Leiden.
Blau, Joyce 1989: “Gurânî et
zâzâ”. Compendium Linguarum Iranicarum. Rüdiger
Schmitt (Hrsg.), s. 336-340. Wiesbaden.
Çağlayan, Hüseyin 1995: Die
Schwäche der türkischen Arbeiterbewegung im Kontext der nationalen Bewegung
(1908-1945). Frankfurt.
Dehqan, Mustafa 2010:
Diyarbakır’dan bir Zazaca Alevi metni. http://zazaki.de/turkce/makaleler/Dehqan-Diyarbakirdanbirzazacaalevimetni.pdf.
Orijinali: http://www.kurdologie-wien.at/images/stories/MustafaDehqan/A%20Zazaki%20Alevi%20Treatise%20from%20Diyarbekir.pdf
(Aralık 2010)
Fırat, Gülsün 2010: Dersim’de
etnik kimlik: Herkesin bildiği sır:
Dersim. İstanbul.
Gippert,
Jost 1996: “Die historische Entwicklung der Zaza-Sprache”. Dergi: Ware. Pêseroka Zon u Kulturê Ma: Dımıli-Kırmanc-Zaza, 10. sayı,
s. 148-154. Türkçesi: “Zazacanın tarihsel gelişimi”. Ware. Pêseroka Zon u Kulturê Ma – Zaza Dili ve Kültürü Dergisi, 13.
sayı, s. 106-113.
Gippert, Jost 2007/2008: “Zur
dialektalen Stellung des Zazaki”: Die Sprache. Zeitschrift für
Sprachwissenschaft. Wiesbaden.
Gündüzkanat, Kahraman 1997: Die
Rolle des Bildungswesens beim Demokratisierungsprozeß in der Türkei unter
besonderer Berücksichtigung der Dimili (Kirmanc-, Zaza-) Ethnizität.
Münster.
Hoffmann, Karl / Forssmann,
Bernhard 1996: Avestische Laut- und
Flexionslehre. Innsbruck.
Horn, Paul 1988: Grundriß der
neupersischen Etymologie. Hildesheim (Nachdruck der Ausgabe Straßburg
1893).
Jacobson, C.M. 1993: Rastnustena
Zonê Ma. Handbuch für die Rechtschreibung der Zaza-Sprache. Bonn.
Jacobson, C.M. 1997: ZAZACA Okuma-Yazma El Kitabı. Bonn.
Jacobson, C.M. 2001: Rastnustena
Zonê Ma. Zazaca Yazım Kılavuzu. Istanbul.
Jahani,
Carina / Korn, Agnes (eds.) 2003: „Balochi and the Concept of North-Western
Iranian“. The Baloch and Their Neighbours. Ethnic and Linguistic Contact in
Balochistan in Historical and Modern Times. Wiesbaden. S. 49-60
Kausen,
Ernst 2006: Zaza. http://zazaki.de/deutsch/aufsaezte/kausen-Zaza.pdf
(Mart 2010).
Kausen, Ernst 2012: Die
indogermanischen Sprachen. Hamburg.
Kehl-Bodrogi,
Krisztina 1998: „Wir sind ein Volk!“ Identitätspolitiken unter den Zaza
(Türkei) in der europäischen Diaspora, Bd. 48/2, Sociologus, S. 111-135.
Keskin, Mesut 2007: Einige gemeinsame Lehnwörter im Türkeitürkischen aus der Region Trabzon
und im Zazaki aus der Region Pülümür-Erzincan. http://zazaki.de/deutsch/aufsaezte/trabzon-pulumur-lehnwoerter.pdf
(Ocak 2010).
Keskin, Mesut
2008: Zur dialektalen Gliederung
des Zazaki. http://publikationen.ub.uni-frankfurt.de/volltexte/2009/6284/
(Ocak 2010).
Keskin,
Mesut 2011: „Zazacadaki Alfabe Sorununa bir Bakış ve Çözüm Önerisi.” In: I. Uluslararası Zaza Dili Sempozyumu (13-14
Mayıs 2011). Bingöl Üniversitesi Yayınları. S. 327-349. İnternette: http://zazaki.de/turkce/makaleler/Keskin-Zazacadakialfabesorunu.pdf
Lerch, Peter I. 1857/58: Forschungen über die Kurden und die Iranischen
Nordchaldäer. St. Petersburg.
Malottke, Tanja 2006: Lehnwortadaption im Zazaki. Düsseldorf (Dijital baskı).
MacKenzie, David N. 1995: “Notes
on southern Zaza (Dimilî),” in: Proceedings of the second European
Conference of Iranian Studies, Rome, 1995, pp. 401-14.
Mann, Oskar / Hadank, Karl 1932: Die
Mundarten der Zâzâ, hauptsächlich aus
Siverek und Kor. Leipzig.
Maurais, Jacques: Iranian Dialectology: Papers on
Zaza. Online: http://membre.oricom.ca/jamaurais/Zazapage.htm
(Ağustos 2014)
Paul, Ludwig 1998a: Zazaki.
Grammatik und Versuch einer Dialektologie. Wiesbaden.
Paul, Ludwig 1998b: „The Position of Zazaki among West Iranian
Languages.” Old and Middle Iranian Studies Part I, ed. Sims Williams. S.
163-176. Proceedings of the 3rd European Conference of Iranian
Studies (held in Cambridge, 11th to 15th September 1995).
Wiesbaden.
Paul,
Ludwig 2008: “Kurdish Language I. History of the Kurdish Language”. Encyclopaedia
Iranica. Online: http://www.iranicaonline.org/articles/kurdish-language-i
Paul, Ludwig 2009: “Zazaki”. The Iranian Languages (Ed. Gernot
Windfuhr). s. 545-586. Michigan.
Philipp, Maria 2017: My Mother Tongue; My Mother’s
Tongue. The Role of Zazaki for Zazas Raised During the Language
Prohibition. Yayınlanmamış yükses lisans tezi. Frankfurt/Oder.
Pirejko, L. A. 1999: „Zaza Jazyk“. Jayzki Mira – Iranskie jazyki. II. Severo-zapadnye
iranskie jazyki. S. 73–77. Moskova.
Saint-Exupéry, Antoine de 2009: Şazadeo Qıckek. “Küçük Pens”in Zazacaya çevirisi. Çeviri: Mesut
Keskin. Neckarsteinach, Almanya.
Sandonato, M. 1994: “Zazaki”. Typological
studies innegation, eds. Peter Kahrel, René van den Berg. S. 125-142. Amsterdam.
Schmitt, Rüdiger (Hrsg.) 1989: Compendium Linguarum Iranicarum [CLI].
Wiesbaden.
Schmitt, Rüdiger 2000: Die Iranischen Sprachen in Geschichte und Gegenwart. Wiesbaden.
Schulz-Golstein, Esther 2013: Die Sonne blieb stehen. Der Genozid in Dêsim 1937/38. Band 2. Neckenmarkt,
Avusturya.
Schwartz, Martin 2009: “Iranian *L, and Some Persian and Zaza Etymologies“. Iran and the Caucasus 12, s. 281-287.
Selcan,
Zülfü 2001: Zaza Dilinin Gelişimi http://zazaki.de/zazakide/ZazaDilininGelisimi.pdf
(Ocak 2010)
Selcan, Zülfü 1998a: Grammatik
der Zaza-Sprache. Nord-Dialekt (Dersim-Dialekt). Berlin.
Selcan, Zülfü 1998b: “Die
Entwicklung der Zaza-Sprache”. Ware. Pêseroka Zon u Kulturê Ma: Dımıli-Kırmanc-Zaza. 12.
sayı, S. 152-163. Baiersbronn.
Spuler, Bertold (Hrsg.) 1958: Handbuch der Orientalistik. Erste Abteilung,
Vierter Band, Iranistik. Erster Abschnitt Linguistik. Leiden-Köln.
Tahta, Selahattin 2002: Ursprung und
Entwicklung der Zaza-Nationalbewegung im Lichte ihrer politischen und
literarischen Veröffentlichungen. Yayınlanmamış yükses lisans tezi. Berlin.
Taş, Cemal 2007: Roê Kırmanciye (Hesen Aliyê Sey Kemali’nin ağzından). İstanbul.
Taşçı, Hülya 2006:
Identität und Ethnizität in der Bundesrepublik Deutschland am Beispiel der
zweiten Generation der Aleviten aus der Republik Türkei. Münster.
Temizbaş, Suvar 1999: Einflüsse des Deutschen auf die Dimli-Sprache. Yayınlanmamış
yükses lisans tezi. Halle, Almanya.
Todd, Terry L. 1985: A Grammar
of Dimili (also known as Zaza). Ann Arbor, Michigan.
Werner, Brigitte 2006: Features
of Bilingualism in the Zaza Community. Paper. Philipps University Marburg .
Online: http://zazaki.de/english/articels/TermpaperBilingualismWS06.pdf
(Mart 2011)
Werner,
Eberhard 2012: Bibelübersetzung –
Schnittstelle zwischen Kulturen. Zusammenhänge dargestellt an der Sprache und
Kultur der Zaza. Bonn/Nürnberg.
Werner, Eberhard 2013: Text
Discourse Features In Southern Zazaki (Çermik/Siverek Dialect) - A Glance at
some Folktales. SIL Electronic Working Papers. 5th International Conference of Iranian Linguistics, 25th-27th
2013. Bamberg. İnternette: http://zazaki.de/english/articels/WernerEberhardTextDiscourseZazaki.pdf
Werner, Eberhard 2017: Rivers and Mountains; A Historical, Applied
Anthropological and Linguistical Study of the Zaza People of Turkey including
an Introduction to applied Cultural Anthropology. Nürnberg: VTR. Online: URL https://www.sil.org/system/files/reapdata/14/51/04/145104848891296233406385379116832916897/The_Rivers_An_anthropological_study_Eberhard_Werner_07_November_2017.pdf
(Mart 2018)
Windfuhr,
Gernot (Ed.) 2009: The Iranian Languages. Michigan.
[1] Bu makale çoğu kısmı olarak Herkesin Bildiği Sır:
Dersim - Tarih, Toplum, Ekonomi, Dil ve Kültür (Mayıs 2010, İstanbul, İletişim Yayınları, Derleyen: Şükrü Aslan) adlı kitapta
„Zazaca üzerine notlar“ adıyla yayınlanmıştır. Sonradan bazı düzeltme ve
eklemeler yapılmıştır. 17.03.2018
[2] Magister Artium (M.A.),
Frankfurt Johann-Wolfgang-von-Goethe Üniversitesi, Karşılaştırmalı Hint-Avrupa
Dilbilimi bölümü araştırma görevlisi. Bu
makalemde bana yardımcı olan, fikirlerini eksik etmeyen arkadaşlarım İ. Öztürk ve D.
Nuhbalaoğlu, ayrıca Ş. Aslan hocama
teşekkür ederim.
[3] Örneklerdeki Zazaca yazım, farklılık belirtilmedikçe Jacobson
(1993 ve 2001) imla kılavuzuna göre yazılmıştır.
[4] Batum (Gürcistan) veya
Cambul (Kazakistan) bölgelerinde bulunduğu söylenen Zaza nüfusu üzerine
elimizde yeterince bilgi yoktur.
[5] Bu makaledeki “Kürtçe”
terimi, İranolojide olduğu gibi Kurmanci, Sorani ve Kelhuri, Kırmanşahi’ye
tekabul eder.
[6] Bkz. Cemal Taş (2007: 10):
Roê Kırmanciye (Hesen Aliyê Sey Kemali’nin ağzından).
[7] Halk arasında seyrek de
olsa Dersim’de kullanılan Dersimce, Erzincan veya Varto, Hınıs’ta Alevice gibi terimlerin
dilbilimde ve kayıtlarda kullanılması tercih edilmemektedir. Zira, Zazacayı tüm
Dersimliler veya Aleviler konuşmaz, Zazaca Dersim veya Alevi bölgelerin dışında
da konuşulur.
[8] Selcan (2001: 2).
[9] Deylem teorisini ilk dile
getiren Ermeni yazar Antranig’dir (“Dersim”, 1909), sonradan F.C. Andreas da bu
fikri desteklemiştir.
[10] Birbiriyle akraba olan
veya olmayan komşu topluluklarda köken olarak aynı kelimeye ait tanımlamalar
farklı anlam ve telaffuz varyantlarında kullanılabilir. Örneğin kendilerini anadillerinde
Srb diye tanımlayan ve Güney Sılav
halkı olan Sırpların öz tanımlaması ile Doğu-Almanya’da yaşayıp Batı Sılav
halkı olan Sorpların Serb tanımlaması
aynı kökene dayanır. Srb sözcüğünün kökeni
“aynı aşiret veya oymak mensubu, akraba” anlamına gelir. Diğer bir örnek de, bu
makalede de anılan İrani dil Azeri ile Oğuz Türkçesine ait Azeri adının da ateş
anlamına gelen Azer bölgesinden kaynaklı olduğu, farklı halkların aynı ismi
kullanabildiğidir.
[11] Dersim’de de dede
aşiretlerinde yaşlı kesimin kendilerini değil de talip (Alevi mürit) kesimini,
bazı toprak sahibi aşiretlerin de topraksız olanları Kırmanc diye tanımlandığına rastlanmaktaydı.
[12] Ermeni İranolog Asatrian
ve Gevorgian’a (1988: 500) göre K‘rder
terimi milliyetten ziyade sosyal statüyü veya yaşam tarzını belirttiğini, söz konusu
kaynaklarda aynı Ermeni yazarların Zazaları asıl Kürtlerden ayırdığını da
belirtir. Osmanlı kaynaklarında kullanılan Ekrad
terimin kullanımıyla paralel olması muhtemel.
[14] Âzeri (Herzendi, Güney
Tatça) veya Āzarī ile kastedilen Türki dil olan Azerice değil, ayrı
bir İrani dildir. Kecelî (Kaǰalī), Hazārrudī, Tākestānī, Čālī, Sagzābādī,
Eštehārdī gibi ağızlara sahip.
[15] Gippert (1996: 153).
[16] Gippert, Zazaca üzerine
yazdığı son makalesinde (2007/2008: 103, 87. dipnot) Deylem teorisinin yeniden
ve başlı başına araştırılması gerektiğini söyler ve bugünki Zazacanın
konuşulduğu bölge tamı tamına eski Part İmparatorluğu’nun batı sınırıyla
uyuştuğunu, bunun da o bölgeden Kuzey İran’a kadar kuzeybatı İrani aşiretlerin
yerleşim sürekliliği (continious settlement) olabilmesi varsayılabileceğine
dikkat çeker.
[18] Bkz. Keskin (2007: 2)
[19] İranolog F.C. Andreas, meslektaşına (muhtemelen Emil Sieg’e)
yazdığı Lecoq’un kayıtları üzerine 7.7.1909 tarihli bir mektubunda Zazacanın
Kürtçeye ait olmadığını belirtir. Bkz: http://titus.uni-frankfurt.de/personal/galeria/andreas.htm
(Şubat 2011).
[20] Paul (1998b: 170). Zaz.:
Zazaca, Kd.: Kürtçe, Pers: Farsça. (veya bkz. http://zazaki.de/englisch/articels/Paul-1998-Zaza.pdf).
Bu paradigma Agnes Korn tarafından eleştirel bağlamda ele alınıp yeni
tasarlanmıştır. Bkz. Jahani/Korn (2003: 49-60) veya http://titus.uni-frankfurt.de/personal/agnes/upsala00.pdf
.
[21] Gippert (2008: 91)
[23] Zülfü Selcan (1998b: 123)
Zazacayı Kuzey ve Güney diye iki lehçeye ayırır.
[24] Paul (1998b: 213) ve
Keskin (2008: 30).
[25] Boğazsıl sesler,
Arapçada sözkonusu sözcüklerde aslen bulunmamasına rağmen ‘erd “yer”
(Arapça arḍ أرض), fe’hm
“anlama, akıl” (Arapça fahm فهم) ve Zazacada aslen
bulunmayan yerde, örn. ‘hewt “7” ,
Kuzey hawt) < Eski İranca hapta-),
‘heş “ayı”, Kuzey heş ~ hes, Avesta arša‑, gibi sözcüklerin telaffuzuna da yansımıştır.
[26] Kuzey Zazacasında 2.
tekil şahsın eril şekli -ê sadece istek kipinde (örn. tı ke vacê
“dersen”) ve kalıntı olarak tı vanê “dersin ki, zannedersin ki”)
deyiminde mevcut.
[27] „14” ve “15”in eski şekli
de Kuzey Zazacasında sadece kalıntı olarak var: Aşma çarêse “ondörtlük
ay”; phoncês “iki hafta”.
[28] Diyarbakır Kulp’ta da ki,
tek tük olarak Bingöl’ün de bazı ağızlarında zi ki şeklinde var. Bazı
ağızlardaki ji varyantı ise Kürtçeden alınmıştır.
[29] Kırê, Ermenice kiraki կիրակի üzerine Zazacaya alınan Yunanca kökenli bir
sözcüktür (Yun. kyriakē Κυριακή).
[30] Aynı d biçimi,
Batı-Dersim dışında Kuzey’deki diğer ağızlarda 3. şahısta kullanılan d-dir: dey, dae, dinan (dine) “onun (eril,
dişil), onların”.
[31] Diyarbakır-Çermik
ve Adıyaman-Gerger’in bazı ağızlarının ses yapısı kısmen Dersim’inkinden farklıdır:
ş ve j sesleri hiç bulunmaz ve de ç ve c ünsüzleri
bilinen /tş/ ve /dj/ şeklinde telaffuz edilir (bak. Keskin (2008: 163)).
[32] Ergatiflik (ergativity),
Eski Farsçada belirmeye başlamasıyla, Partça, Pehlevice, Baktrice gibi Orta
İrani dillerde, Kurmanci (Sorani’de kalıntı olarak var), Simnani, Beluçça,
Yağnobi gibi Yeni İrani dillerde, Urdu, Sindhi gibi Hint-Arı dillerinde,
Gürcüce, Lazca gibi Güney Kafkas, Çerkezce gibi Batı Kafkas, Avarca, Lezgice
gibi Kuzey Kafkas dillerinde, ayrıca Baskça, Dyirbal gibi dillerde, dünyada
konuşulan dillerin pek çoğunda ağırlıklı olarak kendi başına bir hal olarak
veya kuruluş şeklinde yer almaktadır.
[33] Daha üretken varyant
olarak çözümlemeli (analytic) edilgen
ve ettirgen mevcut. Edilgen yardımcı fiil amaene „gelmek“ + mastar iler
kurulurken, ettirgen de yardımcı fiil daene „vermek“ + mastar ile
kurulur (“vermek” yardımcı
fiiliyle ettirgen Kurmancide (dan) tüm,
Ermeniceninse (tal տալ) belirli fiileriyle kurulur).
[34] Gippert (2007/2008: 94).
[37] “Dersimi
Hayeri Azgagrut‘yunə, Hador A” (Dersim Ermenileri Etnografyası, I. Bölüm),
Yerevan, 1973. “Hay Azgagrutyun yev Banahiwsut‘yun” (Ermeni Etnografyası ve
Sözlü Edebiyatı) 5. cildi. Kaynak bilgileri ve bazı belgelere ulaşım için sayın Hovsep Hayreni ve Lilit
Simonian’a teşekkür borçluyum.

Kommentare
Kommentar veröffentlichen